KONUSU:
Yirmi yıl kadar önceydi, Malik Aksel'in bir iki yazısında Mihri
Müşfik adıyla ve bu adın macerasıyla karşılaştım. Bir iki satırda bu öykü
bende giderek romanlar, sinemalar, televizyon dizileri uyandırdı. Mihri
Müşfik'le ikinci karşılaşmamız ise, Taha Toros'un İlk Kadın
Ressamlarımız kitabındaydı, yıl 1988. Şimdi her şey bana bir tiyatro oyunu
gibi görünüyordu. Yazmaktan ürktüğüm ama yazmayı çok istediğim bir oyun.
Tiyatronun sanat ortamımızdaki tiyatro dışı kalışlara
isyan gibi açıklanabileceğini, açıldığını düşünüyorum.
Mihri Müşfik: Ölü Bir Kelebek'i yazarken... yıllar sonra
yazdığımda derin bir heyecan duydum. Günlerim, gecelerim, resim sanatı
uğruna hayatını feda etmiş bir geçmiş zaman insanıyla, uğraşının kahramanı
bir kadınla birlikte geçti. Yazdıklarımız -sonradan- çoğu kez pişmanlık olup
çıkar. bu oyunun bazı sayfalarından asla pişman olmayacağımı
hissedebiliyorum.
Onu artık, işte şimdi, perde açılır açılmaz, arkadaşlarım
yaşatıyorlar. Başarı onlara aittir; bütün başarısızlıklardan ben sorumluyum.
Son bir söz: Mihri Müşfik için geçmiş zaman insanı dedim
ya, hayır!, belki asıl bugün bu karanlıkta Mihri Müşfik'lerin solgun
ülküleri bizi ayakta tutuyor.