Skip to main content

Uygulamalı Kamera Oyunculuğu (UKO 70) Erkek Adaylar İçin Audition Metinleri

ERKEKLER – TİRAD

 

Bekir: Bir sabah dükkana geldim, baktım bu oturuyo. önce tanıyamadım. anlayınca
içim cız etti. cız etti de ne? tornavida yemiş gibi oldu. çökmüş, zayıflamış, bembeyaz
bi surat... ama bu sefer başka güzel orospu. orhanın şarkıları gibi. kalktı böyle, dimdik
konuşmaya başladı. dedi para lazım, çok para. zagor’a avukat tutacakmış. ilerde
öderim dedi. esnafız ya biz de, “nasıl?” diye sormuş bulunduk. orospuluk yaparım
dedi, istersen metresin olurum. içime bişey oturdu ağlamaya başladım, ama ne
ağlamak! işte o gün bi inandım orospuyla tam yirmi yıl geçti. o şehir senin bu şehir
benim, cezaevlerini gezip duruyo. orospu da peşinden. sonunda dayanamadım: ben
de onun peşinden...  önce dükkan gitti, ardından taksiler. karı terk etti, peder kapıları
kapadı. yunus gibi aşk uğruna düştük yollara. iş bilmem, zanaat yok. bu tınmıyo hiç.
ilk yıllar ufak kahpeliklere başladı, sonra alıştı. gözünü yumup yatıyo milletin altına. 
gel dönelim diye çok yalvardım. evlenelim, pederi kandırırım, zagor’a bakarız: yok.
kancık köpek gibi izini sürüyo itin. n’aptı buna anlamadım. kaç defa dönüp gittim
istanbul’a. yeminler ettim. doktorlar, hocalar kar etmedi. her seferinde yine peşinde
buldum kendimi.    bi gece bi büyükle eve geldim. hepsini içtim. zurnayım tabi. bi ara
gözümü açıp baktım: karlı dağlar geçiyo. bi daha açtım, başımda bi çocuk, kalk abi,
diyarbakır’a geldik diyo. baktım, sahiden diyarbakır’dayım. bi soruşturma... kale
mahallesi vardır oranın, bi gecekonduda buldum, malımı bilmez miyim? görünce hiç
şaşırmadı. hiç bişey demedik. o gece oturup düşündüm. oğlum Bekir dedim kendi
kendime, yolu yok çekeceksin. isyan etmenin faydası yok, kaderin böyle, yol belli, eğ
başını,usul usul yürü şimdi.  o gün bugün usul usul yürüyorum işte.

---------------------------------------------------

KOMEDİ AUDITION – (ERKEK)

 

(Erkek, sevimli ve biraz mahçup bir şekilde söze girer.)

 

Hayatım… Uyumadan önce sana bişey söylemem gerek… Şey… Sana kötü bir haberim var… Söylicem ama önce bana kızmayacağına söz vereceksin... Gerçekten kızmayacaksın ama… Söz ver…

(Dinler)

Öle yarım ağız söz demekle olmaz. Söz veriyorum kızmayacağım de!

(es) Hahh tamam. Bak söz verdin ha…

(Gergin söyler)

Hani senin şu çok sevdiğin… Pembe bluzun var ya!

(Es – Karşıyı dinler)

Ya tamam senin pembe bluzun yok bende biliyorum bi dakka dinle.

(Yutkunur)

Senin çok sevdiğin beyaz bluzünle, benim çok sevdiğim kırmızı tşörtümü sıcak suda yıkamışım… E tabi su böyle sıcak olunca, köpükte var tabi ortamda… Senin o beyaz bluzla, benim kırmızı tşört böyle baya baya kaynaştılar… Yani anlayacağın nur topu gibi bir pembe bluzun oldu sevgilim…!

(Hızlı hızlı konuşarak toparlamaya çalışır. Tek nefeste söyler.)

Ama bak yemin ediyorum yanlışlıkla yıkadım ben. Valla bak ben tşörtümü attım, makinenin düğmesine bastım sonra gördüm içerde birbirlerine değe değe dönüyorlar ama kapak açılmadı. Zorladım böyle baya da salladım makineyi ama kapak açılmadı. Hatta baktım daha da alt alta üst üste oldu bluzla tşört. Sanki yıllardır bu anı bekliyormuş onlarda. Hayır nedir yani biraz ötede ayrı ayrı yıkansanıza kardeşim.

(Dramatikleştirir)

Aşk-ı Memnu’daki Behlül ve Bihter gibi; aşkalarını ayrı ayrı kıyafet dolaplarında, yıllarca yasaklar içinde içlerine gömmüş ama o hep bekledikleri yan yana gelecekleri fırsat bir anda karşılarına çıkmış gibi sarıldılar birbirlerine. Sanki çamaşır makinesinde değillermişte villanın kış bahçesinde karşılaşmış gibi oynaştılar. Valla bir saat makine başında, gizli aşkı öğrenen Beşir gibi onları izledim. Hayır bari araya orda yıkanan yastık kılıflarından birini alsaydınız diye de bağırdım ama duyuramadım! Yoksa inan ki…

(Lafı bölünür – Şaşkın karşı tarafı dinler)